Belki bu dünyada baska bir gezegenin cehennemidir

Image Hosted by ImageShack.us
tuhaflık meleği
.:Friday, November 20:.
::
...
::


...

.:Posted at Friday, November 20, 2009 by intifada'da bir pinokyo:.
Comment (1)
...

.:Monday, November 16:.
::
...
::

 

Moda parkında buz gibi esen rüzgara inat sıcak çaylarımızı içip yaptığımız kahvaltının ardından üç insan ve 1 kedi konyaklı üçübiraradalarımızı yudumlayıp değişik bir film izledik.''I am a Cyborg But It's OK.''Bu filmeden bahsetmek istiyorum cünkü hastası olduğum 'oldboy'un yönetmeni yine ve bu sefer şiddet dozunu neredeyse hiç kullanmayarak şaşırttı beni.Filmdeki akıl hastanesi hep hayalini kurduğum yuva olabilecek kapasitede bir yer.uzakdoğu sineması ile başladığım haftaya pazartesi sendromunu aşmakla uğraşırken Çin'den gelen hediye yeşil çay ile devam ettim.iş cıkışı ise bu kez bir süredir neden gittiğimi bilmediğim halde toplantılarını takip etttiğim budistlerle sürdürdüm günümü.Genel olarak Buda'nın hayatı , budizm'in ilkeleri, Dalay lama'nın sözleri ve Çin'in tibet işgalinin sonuçlarını  anlatan toplantının bir yerinde konuşmacılardan biri bir uzakdoğu inancına göre bazı insanların birbirlerine kırmızı iplerle bağlı olduklarını söyledi.bu ipler gözle görülmeyen iplermiş ve bu iki insan kilometrelerce uzakta bile olsalar o kadar uzar , bükülür ama asla kopmazmış.işte o an ayaklarıma baktım ve kendi kendime işte şimdi boku yedin dedim..

( to be continued )


.:Posted at Monday, November 16, 2009 by intifada'da bir pinokyo:.
Comment (1)
...

.:Tuesday, November 10:.
::
...
::

B'den sonra 5. ay

 

Geçen ay hayatımda ilk kez bir kredi kartı aldım.Bu bankalarla ve dolayısıyla kendimce kaçabildiğim kadar kaçtığım sisteme karşı yediğim son gol oldu.Artık bu saçmalıkların bir önemide yok.isteyen istediğini istediği kadar sömürebilir , başka bir dünyaya , başka bir hayata , cennete-cehenneme , reankarnasyona inanmıyorum.sonuçta görüp göreceğim tek yer burası.
Hayatımın özeti çalışmak.Sabah 8'de işe gidiyorum ve akşam 9-10 civarı işten ayrılıyorum.Coğunlukla benim tercihim oluyor bu kadar calışmak.6'da cıkmam gereken işten sanki ne yapacağım diyerek daha geç cıkıyorum.Çalışkan olarak takdir edilip diğerlerine örnek gösterildiğim biri olmak tabutuma çakılan son çivi.Benim gibi tembel biri için alışmanın zaman aldığı bir hayat.işten arta kalan zamanlarda genelde birşeyler yazıyorum.tırnaklarımı yemeyi bırakıp sigaraya başlamamın ardından , alkol denizinde yüzdüğüm günlerden sıyrılıp ,organik malzemelerin peşinden koşmaya başlamam bir oldu..
haftasonları şehirden kacıyorum..kiralık tahta kulubelerin olduğu güzel manzaralı bir köy buldum şehrin dışında biryerde.ayda birkaç sefer oraya gidip sessizliği dinliyorum.insanlardan ne kadar uzak olursam o kadar mutluyum.mecbur kalmadıkca kimseyle konuşmuyorum..mecbur kalmadıkca hiçbirşey yapmıyorum.
O'nu özlüyorum.çok bilenlerin zamana bırak biz de yaşadık bunları gecip gidiyor saçmalıklarına gülüyorum.Unutmak istediğim hiçbirşey yok.Unutursam artık yaşayamayacağımı biliyorum.Beni kötü şeyler yapmaktan alıkoyan birşey bu.Belki şimdi böyle düşünüyorum ve insanlar haklıdır gelip gececek ve başka bir hayat yaşayacağım.ama şimdi böyle düşünüyorum.başka bir dünyaya , başka bir hayata , cennete-cehenneme , reankarnasyona inanmadığım ve görüp göreceğimin sadece bu dünya olduğunu düşündüğüm bir yerde en azından bana kalan şeylerle yaşamak istiyorum.şimdi böyle düşünüyorum.Düşündüğümü yapıyorum.

 

 


.:Posted at Tuesday, November 10, 2009 by intifada'da bir pinokyo:.

...

.:Monday, November 9:.
::
..
::

Günlerden o gün alıp başımı evin yolunu şaşıracağım
taze ekmeğim eski kanlarım benim ellerim şaşıracak
ya da tek başına sen acıkacaksın sen tek başına gözlerin
hiç umurumda değil ya şundan şundan korkuyorum
kim uydurdu bu haziranı bu temmuzları bu yaşamaları gizli kapaklı
bu yulafları bardakları bu bütün puştlukları bu şarkıları
hiç umurumda değil yoksa yalnızlıklar, bozuk paralar, uzun boylu ayışıkları, gelip gelip giden sarhoşluklar, sabahleyin yatakta az az üşümek, hani insanin kendi kendini bulamadığı, hatırlayamadığı saatler olur ya, iste onlar. Bir keresinde böyle saatlerin birinde bir şarkı duymuştum da işimi gücümü koyup sokak sokak bir kadın aramaya çıkmıştım. Sonra bulamamıştım. Bir iğrenmiştim nedense, gidip bir köşede kusmuştum.
Akşamları eve hep arka sokaklardan dönüyorum
pencerelere bakmıyorum dükkanların mostralarına bakmıyorum hiç
sağıma soluma bir baksam biliyorum sapıtmak işten değil
bir baksam ertesi gün kim bilir nerelerde olurum
uzak şarkıları dinliyorum sıkı sıkı aşık oluyorum
iyi niyetle merhaba ağaçlar evler bildik bulutlar
öğrenciler memur kişiler bana benzeyenler
ben kaçmaya çabalıyorum hoşnut muyum
siz kaçtığınız yerde hoşnut musunuz
konuşup gülüşüyoruz umumhaneye nasıl gittiklerimizi anlatıyoruz
hiç yanıma yöreme bakmıyorum
ille şeytan minarelerini düşünüyorum büyük pullu deniz dibi balıklarını
kadınlar adamlar şehri uğultularla dolduran namussuz kalabalık
yorgun kalabalık iyi kalabalık alaycı düzenbaz kalabalık
bir karışsam içlerine bir uysam biraz gülmesem
ertesi gün kim bilir nasıl yaşarım
bir çalıştığım oda var üç pencereli, bir arka yol, bir gökyüzü, göre göre önce sevdiğim sonra alıştığım sonra ezberlediğim artık kurtulduğum ağır aksak gökyüzü, her gün her sabah bir su kadar kusun, adamın, uçağın, yağmurun yunup arındığı gökyüzü, bir de geceye karışmaya başlayan tek tük ışıklı, ama nasıl sıcak ışıklı tanıdık evler, zekeriya bey'in evi, suheyla doğrusöz'un evi, ali özacar'ın bakkal dükkanı, temiz iş kolacısı süleyman, sonra kendi evim, yatağım, yorganım, çorbalar
gidiyorum geliyorum dünyayı bu kadarcık belliyorum
halbuki ben ne hinoğlu hinim aslında, iyice biliyorum, açlıklar, inadına kanlar, çıngıraklar, dövüşken horozlar var, ormanlarda zaman zaman unuttuğumuz haydutlar, enginar tarlaları, pamuk tarlaları, ırgatlar, sekiz yüz kadem derinliğinde kömür arayanlar, zorlu aşklar, buğdaylar buğdaylar, ilaçlar ilaçlar
halbuki biliyorum biliyorum ama ne ben yokum ne onlar eksik
aksamları eve hep arka sokaklardan dönüyorum
biraz bıkkın, bir parça kırık, korkunç umutsuz ve sakin
eve geliyorum seni bulamıyorum bir inanıyorum , bir inanmıyorum ...

sonra biliyorsun.

.:Posted at Monday, November 09, 2009 by intifada'da bir pinokyo:.
Comments (2)
...

.:Monday, October 26:.
::
...
::

eğlenmek için gidilen Up ( yukarı bak) adlı animasyon filmin ilk 15 dakikasını izleyip helak olmuş bir şekilde sinemadan kaçmak isterken , bir 'saçmalama' sözüyle gerçekten saçmalıyor muyum diye düşünüp koltuğa gömüldüm ve onlarca cocuğun gülmekten kırıldığı bir filmde içimin acımasını izledim  3D gözlüklerle...sanki pixar'daki denyolar oturmuşlar bir taraflarımı acıtmak için sabah akşam yemeyip , içmeyip bu filmi yapmışlar..

Zaman daha geç olmadan en azından bazı hayallerimin peşinden daha fazla koşmalıyım..


.:Posted at Monday, October 26, 2009 by intifada'da bir pinokyo:.
Make a comment
...

.:Sunday, October 25:.
::
...
::

 

daha tekniğini çözmeden
anlamına kafa yoruyoruz
hayatın


üvey kadınlar ve
fazla erkekler yüzünden
gördüm tarih tekerrür


düşecek bir
ıssız ada da kalmadı


.:Posted at Sunday, October 25, 2009 by intifada'da bir pinokyo:.
Make a comment
...

.:Monday, October 19:.
::
...
::

Kuantum fiziğinde schrödinger'in kedisi diye bir deney vardır.cok basit bir deneydir.Bir kutu , bir kedi , dolu bir tabanca , foton'a duyarlı bir tetik ve bir  foton kaynağı işinizi görür.dolu tabanca kediye doğrultulur. foton'a duyarlı tetiğe bağlanır ve en son olarak foton kaynağı yerleştirilip kutu kapatılır.buraya kadar herşey gayet açık. ama gelin görün ki, foton seviyesindeki büyüklüklerde geçerli olan kuantum fiziğine göre, parçacıklar kuantum haline sahiptir. bu da şu demektir; her foton bir olasılık çiftiyle donatılmıştır. yani aynı foton tetiğe hem çarpar, hem çarpmaz. Yani tabanca hem ateş alabilir , hemde almayabilir..bu durumda, bu kuantum çiftinin tetik vasıtasıyla kediye yansıması, kafamızı karıştıran bir sonuç verir. namlunun ucundaki kedi aynı anda hem ölü, hem diri olmak durumundadır.


Bu aynı anda hem ölü olma hem de diri olma hali insanlar içinde gecerlidir.hayat bir olasılık ciftiyle donatılmıştır ve size carpma durumuna göre aynı anda hem yaşıyor hem de ölü olabilirsiniz.Tabi bunun yanında aslında ölüyken kendinizi hayatta sanabilir veya yaşıyorken ölü olduğunuza inandırılabilinirsiniz. 






.:Posted at Monday, October 19, 2009 by intifada'da bir pinokyo:.
Make a comment
...

.:Tuesday, September 22:.
::
...
::

11. uluslararası istanbul bianeli'nin cıkış noktası Bertolt Brecht'in ' İnsan neyle yaşar?' şarkısı olunca aslında pek gitme taraftarı olmadığım bianele gitmek farz oldu.ekonomik krizle beraber iyice dillenmeye başlayan Marx'ın geri dönüşü söylemleri istanbul bianelinide etkilemişti.Marx geri döner mi bilmem ve ya dünya'da kominist rejimler tekrar uygulama alanları bulurlar mı? ama bildiğim tek şey 'istanbul sokaklarına asılan 'önce ekmek , sonra ahlak' ve ' banka soymak , banka kurtarmaktan daha erdemlidir' tarzı Brecht'in söylediği sözlerden oluşan afişler birçoğunun kafasını karıştırdı. ben kafa karışıklığının iyi birşey olduğunu savunanlardanım hala..gerci komik olan şey bu konsepteki bir bianelin sponsorunun koç holding olmasıydı..
Bianelde dikkatimi çeken bir başka şey ise  bir sürü alakasız insanın en yüksek entellektüel pozlarını takılarak ortalarda dolaşması oldu.
1 aydan beri sakallarımı kesmememe , saclarımın tekrar uzamasıda eklenince ortaya cıkan mağara adamı görüntüm , birçok kişiyi rahatsız etsede benim için güzel bir bianeldi.

uzun uzadıya bianeli anlatmayacağım..bundan bahsetmemin sebebi başka.bianel cıkışında deniz kenarında bir banka oturdum ve aslında bir süredir büyük bir açlıkla herşeye saldırdığımı , bir sürü şey yaptığımı ama hiçbirşeyden zevk alamadığımı anladım..yani yeni birşey değil belki.ama bu seferki başka birşey.kendimi yalnız hissediyorum ama eskiden hissettiğim yalnızlıktan başka bir yalnızlık , hiçbirşeyden zevk alamıyorum ama bu zevk alamama durumu şimdiye kadar hissettiklerimden değişik..işte bu noktada kendime 'insan neyle yaşar?' sorusunu sormadan edemiyorum.

bir cevabım yok..belki henüz yok.
umut , bir cevap olabilir belki.ve ya acı.Tanrı'ya sığınmak istiyorum tam bu anlarda ama o zamanda Ahmet hamdi Tanpınar'ın beni dehşete sürükleyen sözleri geliyor aklıma;

''bütün hilkat geniş ve eşsiz kudretinde canı sıkılan bir tanrının icad ettiği bir oyundur. hayat nimetlerinin değişikliği içinde bize yaratıcı işaretten kalan en büyük miras işte bu can sıkıntısıdır.''

İnsan neyle ölür?


.:Posted at Tuesday, September 22, 2009 by intifada'da bir pinokyo:.
Make a comment
...

.:Saturday, September 12:.
::
...
::


Delik deşik


Kirpi gibisin çocuk
Her tarafın diken
Kim elini uzatsa
Delik deşik

Üstelik
Sen de kan içindesin



Attila ilhan



.:Posted at Saturday, September 12, 2009 by intifada'da bir pinokyo:.
Comments (5)
...

.:Monday, August 10:.
::
...
::

Dünyanın herhangi bir yerinde mesela kuzey kutbunda bir penguen paltaklığıyla ve ya Trafalgar meydanında canlı bir heykel kıvamında hayatı yaşabiiliriz.Ben bunu böyle anlatabilirim ya da şu şekilde..

Sevdiğiniz sex pozisyonu kişiliğinizi yansıtır.Size vur-kaç taktiğini önerebilirler.Ama birşeyi unutmamanız gerekir.Vurmadan kaçmayın, vurulacağınızı hissediğiniz anda kaçın.Türlü şekle sokuyorlar ki bizi daha mutlu olalım diye.Tüm hayalleri etin terlemesine endeksleyerek nüfuslarımızı planlıyorlar.Ve biz 21 adımda daha iyi bir sex yaşantısı için, yaşanılabilecek tüm hazlardan istifa ediyoruz.Ben bunu böyle anlatabilirim ya da şu şekilde.

İcarus uçmayı hayal etti yıllarca, babasının güneş balçıkla sıvanmaz evlat naralarını hiçe sayarak ,mum kanatlarıyla güneşe meydan okumadı mı? Okumasa bende bunu yazamazdım .Efsane dediğimiz şeyler böyle oluşuyor.Deliler tarih yazar,akıllılar tarihten öğrenir.Tarih yazmak isteyenlerdeniz bilinçli bir şekilde delirin.Ben bunu böyle anlatabilirim ya da şu şekilde.


Dinler icat olunduğunda ilk emir “Oku” idi .Eğer beynimin elektrotlarına hakim olmazsam okumayı öğrendiğiniz güne lanet edebilirsiniz.Öyle ya hepimiz kendi halüsanisyonlarımızın mevlanasıyız.Bizim okumalarımızda Oyalar ip atlar , Aliler top tutar.O yüzden Aliller top tutmaya Oyalarda ip atlamaya devam etsin.Ben bunu böyle anlatabilirim ya da şu şekilde..

Beynimin çamurlaşmaya yüz tutan bir kısmı var,ben bataklık sinekleriyle savaşabilirim.Ancak bu koca çölde biraz nemli olan bir yer olsa fena mı? O yüzden elinizi uzatın falınıza bakayım.İnanılmaz !! hayat çizginiz çok uzun ,aşkta,sağlıkta,3 vakte kadar yüzünüz gülecek,Erkekseniz zeynaya kadınsanız herküle hazırlıklı olun.Sonra 8 vakit mutlu mesut geçirdikten sonra.Kader çizginiz ikiye bölünüyor.4 vakit kadar kendinize vakit ayırın.Özgürlüğünüz içinde tüm saçmasapanlıkları emin.Ben bunu böyle anlatabilirim ya da şu şekilde.

Kozmik bir savaşın ortasında kaldım rüyamda.Bir yanda taşlı sopalı ilkeller bir yanda nanoteknolojik ilkeller.O kadar inanmışız ki radyasyonu mızraklıyoruz,okçulaaaar hilal pozisyonunda mutasyona uğrarken “Peri Masalım “ bitiyor Haydi biraz “Geri Basalım”.Ben bunu böyle anlatabilir veya artık anlatmayabilirim.


Buraya kadar okumuş olanlara bir yazar kıyağı yapmak isterdim.Öyle ya okuru memnun etmek yalakiyatta şart.Ama maalesef burası dergah değil bende derviş değilim.Bu yazı ekmeğe , pastaya ,apartman dairesine,yalıya,ferrariye ,jete ,bilimum teknolojik sarhoşluğa dönüşmeyeceği içindir ki! Bende dahil olmak üzere Evren bazında hepimiz koskocaman bir hiçiz..Bunu bu şekilde anlatabilirim ve ya ölesiye susabilirim...gg.


.:Posted at Monday, August 10, 2009 by intifada'da bir pinokyo:.
Make a comment
...

Next Page